Aylık Arşivler: Şubat 2008


Bu kar bu istikrarla yağmaya devam ederse, sanırım bizim vali de bu çocuklar dağın yamacında okuluna nasıl gidecek diye düşünüp, tatil olmasına kanaat getirebilir sanıyorum. Tüm öğrenci ve öğretmen camiası olarak karı izlerken tek temennimiz bu!

Ancak işte yurdum öğrencisi böyle olur, bu kışta kıyamette zorunlu olmadığı bir yere, sabahın köründe kalkıp gider, sonra bir gün okul tatil olması için duacı olur.

Bazı dersaneler o kadar ileri görüşlü ki cumadan hava raporlarına bakarak dershaneleri hafta sonu tatil etmişler. Gözlerim yaşardı, bu ne ileri görüşlülüktür yarabbim.

Ama sanırım 2003′ten beri biriken kar yağıyor. 5 yılın karı böyle olmalı zaten, insanlar doymalı kara. Artık her yıl bekliyoruz seni, uzatma arayı. Ve tatil…

 
Son günlerde izlediğim tüm güzel filmlerin değişmeyen oyuncusu Russell Crowe. En son 2005 filmi olmasına rağmen yeni izlediğim Cinderella Man’de karakteri dolduran oyunculuğuyla, filmin konusunu da birleştirince leziz bir film çıkarmış ortaya. 3:10 to Yuma, Amerikan Gangsteri seyredilesi filmlerinden. Russell Crowe abartmış denilen Dünyanın Uzak Ucu seyir listemdeki eserlerden.
Buradan Sabahnur’un Russel Crowe filmlerine, buradan tüm filmlerine ulaşın, seyir listenize muhakkak bunlardan serpiştirin.

Sevgililer gününe duaile‘den farklı bir yaklaşım. Sevgililer günü ya bugün, gözyaşların hediye olsun ona, gözyaşların ve zaten onun olan yüreğin. Ona kendini beğendir bugün. Seviyorum diyorsun ya, göster sevgini.Bugün şöyle bir düşün! Sınıfını geçebilmek için, iyi not alabilmek için, nasıl geceni gündüzüne katarsın? Söyle, yüzde kaçını O’nun için yaptın bugüne kadar? *(akademim, vidyodan haberdar ettiği için, teşekkürler)

Filmi izlerken en son istediğim şeydi kötü bitmesi. Kötü bitersede ağlardım herhalde, nitekim iyi bitince de ağladım. Aslında abartıyorum ama ekşi tabiriyle boğazınızda yumruk hissettirecek cinsten küçük bir trajedi. İç savaş ve kızın peri dünyası aynı anda gidiyor filmde, ama bu iki hayat kesişince film en güzel sahneleri çıkıyor ortaya. Yorumlara baktım da bir tane kötü diyen çıkmamış, ilk dvd izleme zamanında bu kiralanmalı, not alın bir yere.

Del Toro’nun merakla beklenen filmi Labirent, İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen fantastik bir yolculuğun hikâyesi. İspanya’da faşist rejimin iktidarda olduğu yıllarda küçük bir kız hamile annesiyle birlikte üvey babasının yanına taşınır. Devrimcilere göz açtırmamaya kararlı olan son derece sert asker baba kırsal bir bölgedeki karargahta yaşamaktadır. 10 yaşındaki Ofelia yeni taşındığı evin arka bahçesinde esrarengiz bir labirent keşfeder. Labirentin içerisinde yaşayan Pan adındaki yaratık küçük kızın tüm yaşamını değiştirecektir.Del Toro bizleri küçük bir kızın hayal dünyasının içine sokarak kurduğu olağanüstü fantastik dünyanın penceresinden faşizmin yıkıcılığı ve yok ediciliğiyle yüzleştiriyor.

E=mc2′den hareketle zamanda yolculuk 3 ay içinde deneyi yapılacakmış ve bilim adamları ciddiye alıyorlarmış bu deneyi.

“Bu zaman tüneliyle teoride, geçmişe yolculuk mümkün. Volovich’e göre yüzyıllar veya bin yıl sonra, torunlarımız tarih kitaplarında, CERN’deki deneyi okuyacak. Deneyin ne zaman, kaçta ve nerede yapıldığı hakkında bilgi sahibi olacaklar. Ve o zamanki teknolojiyi kullanarak, açılmış olan “zaman tünellerinden” bizi ziyaret edecekler.”

Efemsi.net mimlemiş Zamanda yolcu olsam? diye. Ben herhalde bu önce Atatürk’ün yanına giderdim. Ses kaydı yapardım başörtüsü konusu hakkındaki düşüncelerini. Sonra “Atam bu Baykal’ı napalım pencereden atalım mı ?” diye sorardım. Google.com, Facebook.com ve bilahare tüm domainleri tescil işlemleri başlandığı anlara giderek satın alırdım. Nasolsa bir harf için bir milyon dolar veren insanlar çok, dimi.

Ben bu kanalların melodi kodlarını girme hızına hastayım. Özellikle Kanal D ve Show bu konuda lider. Dün Parsnarkoterör izliyordu kuzenim, asker vuruluyor, şehit yaz bilmem nereye gönder, şehit türküsü cebine gelsin. Yuh yani, gerçekten. Özellikle dini bir melodiyle hiç alakası olmayan bir dizide, ezan mı duyuldu, hemen ezan yaz gönder; birisi fesuphanallah mı dedi Allah yaz Allahu Allah gelsin.Bu arada kıyamet yaklaştı diye korkuyorum be blog.

Dün adamın biri çıkmış, Hz.Havva’nın üstünde giysi yoktu, hani başörtüsü islamın gereğiydi falan filan. Daha neler neler. İbretlik olaylar gerçekten. Diyorum boşuna kasmayayım anne Öss falan, belki mesleğimi yapmaya fırsat kalmayacak. (Gülüyor)Denemeler düşük gelmeye devam ediyor. Her sınav sonrası milad oluyor sözde, ama normal zamanda hiç sorun olmayan sorular sınavda göremiyorum ne hikmetse. Basiretim kapanıyor sanki. Acaba bir yerlerde büyük mü konuştum, yoksa hoş olmayan birşey mi yaptım diye düşünmüyor da değilim. Duaya ihtiyacım var yani.

Tevhide size bir fotoğraf anlatmak istiyor. Tam 2008 mısrası olan bir fotoğraf. Birincisini anlatıyor. Başını eline alıyor, kare bir örtünün içine yerleştiriyor. Örtüyü çenesinin altından düğmeliyor. Başında kocaman bir gülümseme. Omzunun sol tarafında bir karga, sağ tarafında bir kırlangıç. Karga ötse bile siyah siyah, kırlangıç örtüyle uçuyor.

Ve gökten üç özgürlük düşüyor… Birisi başörtüsünün başına, biri Tevhide’nin başına, diğeri de örtüyü kargalardan uzaklaştırıp, göğe seren kırlangıçların başına…