Kategori Arşivleri: film muhabbeti

 
Son günlerde izlediğim tüm güzel filmlerin değişmeyen oyuncusu Russell Crowe. En son 2005 filmi olmasına rağmen yeni izlediğim Cinderella Man’de karakteri dolduran oyunculuğuyla, filmin konusunu da birleştirince leziz bir film çıkarmış ortaya. 3:10 to Yuma, Amerikan Gangsteri seyredilesi filmlerinden. Russell Crowe abartmış denilen Dünyanın Uzak Ucu seyir listemdeki eserlerden.
Buradan Sabahnur’un Russel Crowe filmlerine, buradan tüm filmlerine ulaşın, seyir listenize muhakkak bunlardan serpiştirin.

Filmi izlerken en son istediğim şeydi kötü bitmesi. Kötü bitersede ağlardım herhalde, nitekim iyi bitince de ağladım. Aslında abartıyorum ama ekşi tabiriyle boğazınızda yumruk hissettirecek cinsten küçük bir trajedi. İç savaş ve kızın peri dünyası aynı anda gidiyor filmde, ama bu iki hayat kesişince film en güzel sahneleri çıkıyor ortaya. Yorumlara baktım da bir tane kötü diyen çıkmamış, ilk dvd izleme zamanında bu kiralanmalı, not alın bir yere.

Del Toro’nun merakla beklenen filmi Labirent, İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen fantastik bir yolculuğun hikâyesi. İspanya’da faşist rejimin iktidarda olduğu yıllarda küçük bir kız hamile annesiyle birlikte üvey babasının yanına taşınır. Devrimcilere göz açtırmamaya kararlı olan son derece sert asker baba kırsal bir bölgedeki karargahta yaşamaktadır. 10 yaşındaki Ofelia yeni taşındığı evin arka bahçesinde esrarengiz bir labirent keşfeder. Labirentin içerisinde yaşayan Pan adındaki yaratık küçük kızın tüm yaşamını değiştirecektir.Del Toro bizleri küçük bir kızın hayal dünyasının içine sokarak kurduğu olağanüstü fantastik dünyanın penceresinden faşizmin yıkıcılığı ve yok ediciliğiyle yüzleştiriyor.